Featured Posts

KorsanKalem Rss

Sivrildikçe Silivri..

Yayınlanan : 20-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

Etiketler:, , , , , , , , ,

0

Saat 02.30.. İki fincanlık kahvemi hazırladım.. Yanına bir bardak su.. Bugünü sorguladım.. Kendimi ve bu yaşadığım ülkeyi..Sorguladıkça kızdım, kızdıkça sivrildim.. Sivrildikçe silivriydim.. Bir çare olmak istedim..

Gün geçmiyor ki yenileri ekleniyor.. Eksilmiyor, artarak devam ediyor.. Gün geçmiyor ki yıkıyor, kemiriyor, yok ediyor.. Ve biz öylece aptal kutularındaki masalları izliyoruz.. Anchorman abiler, ki bunların çoğu eski solcu.. Bu tabiri de anlamak mümkün değil ya neyse.. Ağızlarını doldura doldura anlatıyorlar yalanı gerçekmişcesine.. Utanmak sıkılmak bilmeden, bir halkı bilerek ve isteyerek kandırıyorlar!

Aksini iddia edenler yok mu? Var elbet.. Bunlar sivrilmiş ekipten.. Uydurma davalarla ve iftiralarla silivrideler.. Bir kısmı gazetelerinden koparılmış, bir kısmının programları yayından kaldırılmış, susturulmaya çalışılan sivri silivrililer.. Bir avuç yürekli.. Eski şuncu, eski buncu denmeyen insanlar bunlar.. Bunlar ilk günkü gibi Mustafa Kemal‘i rehber bilip, Ulu Önder‘in devrimlerini son nefeslerine kadar savunacak insanlar bunlar.. Adam gibi Adam diyorlar ya! İşin aslı, aslolan ADAMLAR bunlar!!

Kardeşim bu sabah hiçbir yere gitmemişti.. Sordum “Tören yok muydu?” diye.. “Vardı” dedi.. “Peki neden gitmedin?” dedim.. “Kimse gitmiyor ki!”dedi.. Evet böyleydi kimse gitmiyordu.. Tören olacağı sınıfbaşkanları tarafından duyurulmuştu.. Bu düzeydeydi yani.. Sınıfbaşkanı düzeylerine inmişti tören ilamları..

Bilmiyordu biliyor musunuz? Mustafa Kemal‘in oraya hangi görevle gittiğini ve ne için gönderildiğini bilmiyordu.. Kurtuluş savaşı için gitmişti.. Bu kadardı bilgisi.. Tabi öğrenmemeliydi bu bilgiyi.. Neden ve kimler tarafından gönderilmişti Ulu Önder Samsun’a? “Samsun’da Rum çeteleri ve Türk halkı arasında meydana gelen çatışmaların sonlandırılması için Osmanlı hükûmeti tarafından Mustafa Kemal görevlendirilmiş ve kendisine 9. Ordu’nun müfettişliği verilmiştir.” Vay canına.. Halk Rum çetelerinin baskısına karşı gösterdiği direnişi Osmanlı Hükümeti engelleme amacıyla Ata‘yı göndermişti tee Samsunlara.. Bu kadar içler acısıydı halimiz.. Ulu Önder istedikleri gibi olmadı hiç! Yanlışa yanlış dediği için Suriye’ye sürülmedi mi? Ha bunu da bilmezler.. Öğretilir mi hiç Ata‘nın asiliği? Öğretilmez..

Bu yüzden bayramların içinin boşaltılması falan şaşırtmamalı.. Eğitimin içi kocaman bir boşlukta zaten.. Kendi istedikleri gibi yetişiyor ülke insanları.. Ve yanlışa yanlış deme sorumluluğundan herkes çok uzak görünüyor.. Aklıma kardeşime ders anlatırken sinirlenişim geliyor hep.. Almıştım kitabi elime ve dedim ki; “Bak bu boktan kitapta değer verdiğim tek sayfa var o da bu fotoğrafın bulunduğu, gençliğe hitabenin ve istiklal marşımızın yazılı olduğı bu sayfalardır.. Şimdi hiçbirşey umrunda değil ya, aynen böyle devam et! Bu sayfaları da yırtacaklar!” Dağıttıkları beleş kitabın bomboş içeriği yüzünden okullarında yardımcı kitap almıştı herkes.. Eğitim mükemmeliyeti denen şey bu olsa gerek.. Bakın dağıttıkları kitaplara birşey anlamayacaksınız.. Zira, vasıfsız yandaş kitap evi üretimi.. Konu nerelere dağıldı yine, dedim ya sivrildim.. Yetişen nesil, markacı,sünepe,vasıflarını aldıkları son model telefonlarla belirleyen bomboş teneke kutuları benim gözümde.. Ve böyle giderse yazık olacak.. Umarım gafletlerinden uyanırlar..

Bu güne anlam katmak için çabalayan bir gruptan da söz etmeden edemeyeceğim.. Türkiye Gençlik Birliği.. Dimdik delikanlılar var, sapasağlam yürekleriyle birlikte, ülkenin dört yanında koşuşturuyorlar.. Dalga dalga yayılmaktalar biliyorum.. Kah USA askerine karşı, kah sözüm ona entellektüelliğini Ulu Önder‘e saldırmaktan sağlamış, kah işbirlikçilere ve tabi ki hıyanet içindekilere karşı her safta mücadeleyi sürdürmekteler.. Gündemi takip edemedim ama umarım istedikleri gibi “Via 19 Mayıs” demişlerdir canıgönülden.. İyi varsınız..

Bu ülkede birileri sivrilecek.. Gaspa, kalpazanlığa, işbirliğine, türlü tezgahlara, dalkavukluğa, adi ve çıkarcı planlara karşı birileri inatla sıkacak yumruklarını ve sivrilecek.. Bizler Mustafa Kemal‘i gönlümüzden, ruhumuzdan, beynimizden silmeyeceğiz ve sivrileceğiz.. Ki biliriz biz, sivrildikçe silivriyiz.. Ama inanın korkmadık ki hiç, her daim yine geleceğiz..

Demirciler demir döver,
Devrimciler devrim yapar,
Bu düzen böyle gitmez,
Bu düzen de yenilecek..

KorsanKalem 20.05.12 04.00

05.30 Yazısı.. (Bu yazı için uyumadım be!!) “Yat Geber”

Yayınlanan : 19-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

Etiketler:, , , , , ,

0

Koskoca sevgi denizindeki, çorak bir sevgisizlik adasıydım.. Güzelim düzlük ovaları çevreleyen karamsar sıradağlardandım.. Gecenin beşinde, kek yiyerek yazma cesaretini nereden buluyordum?.. Ve herkes uyurken..

Büyük şehirlerden nefret ediyorum.. Evet ben uzaklaşmışım insanlardan.. Yabancılaşmışım.. Ama üzüldüğümü söyleyemem.. Metrodaydım ve iki kadın işyeri muhabbetlerini bitiremiyorlardı.. Saat 23.34.. Ve metroda aslında ne iyi bir şef olabileceğini anlatan bir salak ve onu dinleyen öbür kuşbeyinli.. Heyy dedim heyy.. Ölmüşsünüz siz.. Gidin mezarlık bulun kendinize.. Bu ölümden de beter.. Ama birçoğu böyle.. Derece,kıdem,makam.. Hey dedim heyy.. Güldürmeyin beni..

Büyük şehirlerin bir özelliği de ulaşımın çeşitliliği ve sinir bozan bekleme durumları.. Aslında buralarda yaşasam çok fena şehir bilimcisi olurum.. Buluşacağım arkadaşımı gözlem yapma uğruna beklettim.. İnsanlar acayip, ajana benzeyen bir halim mi var yoksa çok farklı mı bakıyorum? Her ne haltsa.. Ne diyordum? Konuyu epey saçtık.. Ulaşım çeşitliliği.. Metrodan iniyorsun otobüse, oradan vapura.. Deli gibi.. Ben aktarma yaptığımda kendimi çocuğa, vasıtaları ise lunaparktaki araçlara benzetiyorum.. Oyun gibi değil mi? Neyse..

Bir yaşlı delikanlının yanına oturdum otobüste.. Eski deri bir ceket.. Çok sağlam bir göbek ve kıpkırmızı yanaklar.. Sağlam bir bıyığa da sahip ihtiyar.. İyi içicilerden.. Her haliyle anlıyabiliyorsun.. Biraz kendimi gördüm onda.. Ama biliyorum öyle devrimci bıyıklara sahip değilim.. Bu da benim talihsizliğim.. İneceği durak gelince müsade istedi.. Hafif ayağıma basar gibi oldu.. Önemsemedim olmamış gibi yapmayı severim.. Durakta indikten sonra koşar adım evine yöneldi.. Ondan o çevikliği beklemiyordum.. Üç ihtimal var.. Ya evde patron bekliyordu, ki bu ciddi birşey.. Evde patron varsa sabah akşam kravatlı gezmiş hissine kapılırsınız.. Diğer ihtimal, adam fena sıkışmıştı.. Ama bence zayıf bir ihtimal.. Son ihtimal de, ne kadar dinç olduğunu sergiliyor.. Bence en güzeli sonuncusu.. Bastonu aldığımda elime, intihar ederim..

Hava boktan.. Ama sanırım çok sıcağı sevmiyorum, tabi denize girmiyorsam.. Denize girmek istiyorum.. Zihnimi, derdimi, kederimi kusmak.. Denizin içinde bir kapıdan başka bir yere çekip gitmek.. Bilinmezliğe kulaç atmak.. Olacak iş değil.. “Deli deli olma..”

Hanidir traş olmuyorum.. Hanidir gülemiyorum içten.. Biraz kendimden sıkıldım.. Biraz çevreden.. Biraz da hayattan.. Ama henüz ölmeyi düşünmüyorum.. Geçen fotoğraf çektim.. Biraz bisikletlere ilgi duymaya başladım.. Yani onları fotoğraflamayı..

Bu günlerde Soner Yalçın’ın SAMİZDAT’ını okuyorum.. Tertibi anlatıyor.. Pisliği ve çamuru.. Haktan, hukuktan bahsediyor.. Özlemlerden ve kederlerden.. Bitirdiğimde ayrıntılı bir yazı kaleme alacağım.. Silivriye selam, Direnişe devam..

19 mayıs 2012.. 19 Mayıs 1919.. Evet yıllar geçiyor ve herşey yıpranıyor.. Eskiyor.. Bu yazı 18 yazısıydı.. 19 yazısı ertesi sabah gelecek.. Sıkı durun, sertleşeceğim.. Ve bu daha başlangıç..

KorsanKalem 19.05.12 05.30 *

*(Hava aydınlandı ve bir gram uyumadım.. Neyse ki yarın haftasonu şehir insanlarının uyuma günü.. Hafta içi sabahtan akşama düzene uyanlar, hafta sonu uyurlar yaver.. Bu böyle biline!)

İki tarih ve Vatan Toprağı…

Yayınlanan : 18-05-2012 | Yazar : AWARWASS | Kategori : *Yerine Göre*

0

21 Mayıs 1864 te başlamış hikayemiz, Öz Vatanımızdan sürülmüşüz önce OSMANLI sonraysa TÜRKİYE…

Dünyanın en büyük soykırımlarından birine uğradı Halkım [Dağıstanlılar, Çeçenler, Çerkesler] ve kimse görmedi bizi ne kucak açan oldu ne de yardım eden. Bir avuç insandık biz aslında Rusların mezalimine karşı çaresizce birleşerek kafa tutmaya çalışan…

Kafkasya topraklarının nasıl bize verildiğiyle ilgili bir hikayemiz vardır bizim;

” Tanrı tüm halklara topraklarını dağıtmış her ulusa her ırka bir yer ve işte şimdi tamam herşey demiş. Melekler Tanrıya gelmişler ve bir grup geldi sizi görmek istiyor demişler. Tanrı gelsinler bakalım demiş. Fazla sayıda olmayan küçük ama onurlu bir grupmuş bu grup. Tanrım demişler bütün ırklara yer verdin yurt verdin ama bizi es geçtin bizim yerimiz yurdumuz yok biz ne yapacağız? Tanrı düşünmüş ve kusura bakmayın kullarım o halde bende size kendime ayırdığım yeri vereceğim demiş ve güzel yurdumuz Kafkasya’yı bizlere vermiş”

Cennetten bir köşedir Kafkasya yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle herzaman iştah kabartan bir yer olmuştur. Uzun yıllar boyunca Moğol, Hun, Rus istilalarına karşı savaşmış ve pes etmemişlerdir hiç bir zaman VATAN TOPRAĞI için ölmüş öldürmüşlerdir. Ama bir süre sonra kuvvet dengeleri tamamen değiştiği için özyurtlarından sürülmüşlerdir.

Osmanlı kucak açmıştır bizlere ve tutunacağımız yeni bir VATAN TOPRAĞI vermiştir ama yine savaşlar içinde yangın yeri gibi bir VATAN TOPRAĞI… Kendi vatanımızcasına savunmuş bu ülkeyi dedelerimiz sonu hüsranla bitse de…

Ve sonra güzel bir ÖNDER çıkmış karşımıza; MUSTAFA KEMAL ATATÜRK halkları arkasında toplayabilecek niteliklere sahip bir İNSAN… 21 Mayıs 1864 tarihiyle başlayan ve 19 Mayıs 1919 da yeniden anlamlanan bir hayatımız olmuş bu ülke için savaşmış ve güzel ülkem TÜRKİYEMin kuruluşuna da katkılarımız olmuştur.

ATATÜRK’ün bizler için söylediği bir söz vardır;

“Çerkesler başlangıçtan beri olağanüstü duyarlı oldular. Herhalde eski çağlardan beri kendi yurtları olan Kuzey Kafkasya’da bağımsız yaşamak arzusunu duymuşlar ve bunun için çalışmakta bulunmuşlardır … Ve bizimlede içten ilişkilerde bulunmuşlardır. O derece ki kendi canları, kendi varlıklarını Türkiyenin kurtuluşu, varlık ve bağımsızlığıyla yakından ilişkili görmüşler ve buraya kalplerini bağlamışlardır.” ( 24 Nisan 1920 , T.B.M.M.’NİN 2. birleşmesi)

Şimdi güzel bir VATAN TOPRAĞIndayız bizim vatanımız olan bir toprak parçası üzerindeyiz ve sonuna kadar da burada olacağız. Şer odaklı insan müsvettelerinin ATAmızın bize emanet ettiği bu topraklarda yeniden hüküm sürmemesini sağlamakla mükellefiz şimdi ve bu yolda sonuna kadar da gidecek yüreğe sahibiz.

Ve ben DAĞISTANLI olmaktan onur, TÜRK olmaktan gurur duyuyorum…

Allah bir daha bize yeni bir Vatan toprağı için savaşmayı nasip etmesin…

 

Söz-149

Yayınlanan : 18-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

0

Çok fena söverdim aslında, gelmişten başlayıp geleceğe doğru, yapamadım işte, sustum.. Tüm çığlıklara tüm seslere inat, sadece sustum..

KorsanKalem

Söz-148

Yayınlanan : 18-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

0

Hakikatlardan uzaklaştığınız için, bu kadar mutlu görünüyorsunuz..

KorsanKalem

Kalbim..

Yayınlanan : 17-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

0

Kalbim sekiz parçaya bölünmüştü..
Sekiz eşit parçaya..
Kanlı..
Ölüm gibiydi, ölmedim..
Hani filmlerde, birisi bıçaklanır ya..
Bıçağı soktuktan sonra
bir de içinde döndürür cani..
İşte öyleydi..
Yere düştüm hafif öksürük, derinden..
Ve kan geliyordu ağzımdan..
Kalbim sekiz parça, kanıyordu..
Usulca akan gözyaşımı,
ve bendeki hastalığı, vebayı..
Anlamadığın suskun dünyamın sessiz haykırışlarıydı..
ve ben böyleydim..
Kalbim sekiz eşit parçaya bölünmüştü..
Kanıyordu..
Oysa kangren olmuş bedenim hergeçen gün soluyordu..
Hafif öksürük, derinden ve kanlı,
yere düştüm..
Ağzımdan soluyordum sekiz parça..
Ve bunca savaşa hazırlanırken,
Bunca ölüme, bunca zulme kanatlanırken korkusuzca,
daha bilmediğim bir cephede düşüyordum,
Ki henüz kılıçlar çekilmişti yeni,
Daha yeni şahlanıyordu atlar,
Deniz daha köpürmemişti bile, durgundu;
Bilinmez bir cephede,
Kalbim sekiz parçaya bölünmüş, ölüyordum..
Giderken sen..

KorsanKalem

Phil Collins – Another Day In Paradise

Yazmaya veda edebilirim..

Yayınlanan : 16-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

0

Esiyordu, öyle çelimsiz falan değil.. Direk yüreğini üşütüyordu rüzgar.. Sevmedi İzmir beni.. Küsmüştü.. Kara kara bulutlar ve bu rüzgar.. Al işte gider misin, bırakır mısın beni? der gibi.. Üşü, öl, geber..

Oysa ışıl ışıldı, geceyi aydınlatan şehrin ışıkları.. Binlerce hikayeyi barındıran yaşlı bir ihtiyar, İzmir.. Şehrin toprağına dökülen birkaç, birçok, çok çok, pek çok damlaydı gözlerimden.. Bu bir hüzün, bir gözyaşı..

Bunca insan ölürken, üşüyordum.. Üşümek ölmekle eş değer midir? Üşümek yalın bir haldir.. Ölmek de öyle.. Ve vedalar, çoğul yapılır.. Ama tekil duygularla aynı tat alınır..

Yazmaya veda edebilirim.. Bu koca bir ölüm gibi.. Ölüme merhaba der gibi.. Ölebilirim..

KorsanKalem

Ö(y)lesine..

Yayınlanan : 15-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

Etiketler:, , ,

0

Dünyanın merkezi, sistemi, herşeyi; yitirişler üzerine kuruludur.. Kaybedişler üzerine.. Hiç yaşamamış gibidir mezardakiler.. Oysa her biri sevdi, sevildi ve acı çekti bu dünyada.. Seviştiler, aç kaldılar, dövüştüler.. Üç kuruş için can yaktılar.. Kaçıştılar.. Ve hepsi öldüler nihayetinde.. Şimdi koskaca mermer mezarlara sahip zengin olanları.. Fakirler toprak belki başında bir taş.. Yine adil değil.. Ama gidilecek yer aynıdır.. Görülecekler aynı.. Diyorlar kesin değil ama; asıl hesabı orada soracaklar.. Bilemem..

Evet ölümler tadacağız.. Er ya da geç.. Öleceğiz.. Ölümden korkulur ama yaşam bir süreçtir.. Ölümler de gereklidir.. Biliyorum ilerliyor zaman.. Geriliyoruz her daim.. Yapmak istediklerimizi yapmak gerektiğini gün geçtikçe anlayacağız.. Geç olmasın, güç olur..

Bu gün şehir otobüsünde, yaşlı bir amca ayaktaydı.. Bu arada otobüs değil metroydu.. Genç güzel bir kadın kalktı ve yer vermek istedi.. Yaşlı amca, diğer istasyonda ineceğini ama bu nazik davranışından dolayı elini öpmek istediğini belirtti.. Kadın, kırmadı ve o centilmen amcanın elini kibarca öpmesine izin verdi.. Evet İzmir hoşgörüydü, İzmir medeniyetti.. Ama yaşlı amca ayrı bir medeniyet.. İşte bu yüzden bu şehirde ölmem gerektiğini düşündüm bugün.. Bu şehrin ışıklarında veda etmeliyim herşeye..

Ölüm gibi sert haberlere karşı gönlümü sıcak tutmayı amaç edinmiş ve dimdik durabileceğimi düşünen birisi olarak şuan için sınanmaya pek niyetim yok.. Tabi, Ernesto Che Guevara’nın o önlü sözünü de söylemeden edemem..
“Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin, savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa,Ölüm hoş geldi, safa geldi.. Ernesto Che Guevara

Fikret Kızılok-Ama Babacığım  dinleyin..

KorsanKalem

Ve ben..

Yayınlanan : 13-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

Etiketler:

0

Ve ben bilmiyordum..
İçimin pislikle dolu olduğunu..
İçim ölmüştü, içim çürümüştü..
İki yüzlü ve riyakardım,
Bencildim..
Ve ben bilmiyordum..
Ölmüştüm öylece,
kederli ve yaslar içinde,
koca koca sokaklarda
sessizce..
Ve ben bilmiyordum..
Telaşımın da heyecanımın da
yitip gittiğini..
Aşkların hüzün kattığı
dünyalarda aşık olunamayacağını..
Gireceğim savaşlarda sırtımdan vurulacağımı..
Ben, 
      bilmiyordum..

KorsanKalem 13.05.12 02.57

Herkese benden 1 kupa.. Ben oynamıyorum..

Yayınlanan : 12-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

Etiketler:, , ,

0

Ne oldu şimdi? Galatasaray şampiyon oldu.. Fener ikinci.. Trabzon üç Beşiktaş 4.. Bunların her biri seneye avrupaya gidecek.. Bursa da gidiyor sanırım.. Yakında Bursa-Fenerbahçe kupa maçı var.. Kim kazanır? Fener.. Niye diyeceksin, öyle anlaştılar be yaverim..

Şampiyonluk sevinç, kaybediş kaos kavga ve kan.. Bu ülkenin ne kadar çığrından çıktığının bir göstergesi.. Tahammülsüzlüğün dik alası.. Savaş çıktı sokaklarda.. İbne nitelemeleri internette dolanıyor.. Herkes ibne..

Futbol yorumcularının ağzından salyalar aktığını tek ben mi görüyordum? Arabalar yakılıyordu.. Polisler gaz sıkmaktan usanmıyordu.. Şehirde iç savaş çıkmıştı.. Evet bu bir iç savaştı.. Adı futbol spor falan deniliyorsa inanmayın.. Bu bir ranttır.. Ne içerdekiler ne dışardakiler ne de sahadakiler bu ülkedeki hiçbir sorunu dert etmiyorlar..

Ve sizler.. Taraf olanlar.. Renklere takımlara ırklara dinlere taraf olanlar.. Sizler üzerinde varolduğunuz elekte elenmeyi göze aldığınız sürece, bu böyle süregelecek.. Renkler aranıza derin bölünmüşlükler getirecek.. Şimdi kazanan takımlarınız için turlar atıyorsunuz ve sevgi gösterileri yapıyorsunuz.. Ama cebiniz hala delik ve hala mutluluk seviyesinin çok aşağılarında yaşamlarınızı idame ettirmeye çalışıyorsunuz..

Tabi müstehak denilen kavram giriyor işin içine.. Bu yaşadığınız hayatın karşılığı olarak sizlere sunulan spordu futbol.. Bunca olayın olayın olduğu, bunca kavganın ve gürültünün koptuğu bu futbol da sizlere reva görülendi işte.. Şampiyon mutluydu, diğerleri öfkeli.. Sevinene de yenilene de saygı duymayan bir ülke olduk çıktık..

Bir Galatasaray’lı olarak, bu yaşadığım son şampiyonluk.. Bundan sonra hiçbir takımı desteklemiyeceğim.. Bu ülkeye yakışan futbol bana yakışmıyor..

Teşekkürler Türkiye!!

KoesanKalem

Geceye Düşülen Notlar-12

Yayınlanan : 12-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

Etiketler:, ,

1

Yorgundum.. Herkesin yaşadığı yorgunluklara, dertlere tasalara sahiptim.. Büyük şehirlerin yaşamından uzak yaşıyordum.. Ama nihayetinde bir şekilde ilişkim oluyordu büyükşehirlerle..

Ankara.. Bulutlarla kaplıydı, soluk ve ıslaktı.. Renksizliği şaşırtmadı.. Artık renkli olamazdı olmamalıydı.. Siyasetin pisliği tüm doğasına işlemiş ve sevimsizleşmişti.. Hava da tam uygundu şehrin bu haline.. Artık Ankara ölmüş bir kentti benim için.. Kaybedilmiş bir parça, yitirilmiş, sindirilmiş, çorak..

Otobüste kafamı cama dayamış yolun gidişatına göre çevreyi izliyordum.. Gözüme takılanları aktarmalıyım diye düşündüm o an.. Bunu herkes duymalı, işitmeli, düşünmeli.. Düşünmeli.. Eğri oturup doğru düşünmeli..

Sırtında bir hırka, eskice.. Yürüyordu ıslak kaldırımda.. Öyle düşünceli, öyle kederli.. -Otobüsten inip fotoğraflamalıydım o kederi.. Dünya dönüyordu.. Akrep yelkovan herzaman ki hoyratlığını sürdürüyordu.. İlerliyordu ve yaşam geriliyordu işte..-

Sırtında bir hırka, eskice.. Yürüyordu ıslak kaldırımda.. Öyle düşünceli, öyle kederli.. O orta yaşlı amcayı gözlemlerken,amcayla porsche marka bir araba aynı kareye girdi.. Aynı objektife yakalandı.. Beyin süzgecinden geçirdim o anı.. Kalp titizliğimden.. Sindiremiyordum.. O arabanın ederinin o amcanın hayatına neler getirebileceğini düşündüm.. Evet adaletten bahsedenler düşünmeliydi.. Terazinin küfeleri eşit seviyelere gelemedi hiç.. Tartarken darasını almadı birileri..

Amca derinden baktı.. Arabanın o pürüzsüz o ihtişamlı yapısına.. Birileri için ömrünü tüketmişti ve hayattaki yeri o arabanın çok gerilerindeydi.. Biliyorum hayat böyleydi.. Kabul edemem ama bu tutarsızlığı.. Onaylayamam..

Ankara’da ilerlerken öylece, otobüste, kafam camda dayalı.. Pavyonlar vardı, meşhur.. Mutluluğu pavyon pavyon gezerek arayorsanız, bulamayacaksınız.. O kadar kolay değil.. Ölüm serinliğini tatmayanlar, yaşam sıcaklığını hiçbir zaman farkedemeyecekler.. Hayat böyledir, düşmeden “dizlerin parçalanmadan” öğrenemezsin.. Ve en büyük dersi ölüm verir son soluğu vermek üzereyken..

Gözüme ilişen bir şeyi de aktarmadan edemeyeceğim.. Kıç kadar yerlere büfe kurmuşlar.. Adam kıçın kıçın dönerek satış yapıyor.. Sıkışıklığı hiç sevememiştim zaten.. Ama bu tablo içler acısıydı.. Kıç kadar yerde sabahtan akşama ölenler var.. Hayatı bu kadar peşkeş çekmemeli..

Koca koca şehirlerde yağmurun harap ettiği bu kaos trafiğinin içinde kalıveriyorsun bir anda.. Yan otobüs şehir hattı.. Oturanlar kadar ayakta dikilenler var.. Bir şehrin büyüklüğünü oradan anlarsın zaten.. Ayakta giden yolcu çoksa boktur işin açıkçası.. Büyük medeniyetlerin kanalizasyon sistemlerinin eşsizliği ve enfesliğinden dem vurulur.. Ama giderin sonu denizi bulur.. İçine ediş hikayesi.. Herşeyin..

Trafik tıkalı.. Yağmurlu bir hava, durakta bekleyenler ve otobüslerde, arabalarda seyir eden yolcular ve ben onları seyreden bir adam.. Bir yerden bir yere gidiş hikayesiydi bu.. Büyük şehirlerde herkes bir yerlere gider.. Büyük şehirlerde hayat akıp gider..

KorsanKalem

Bugün bir yıl olmuş…[11.05.2012]

Yayınlanan : 11-05-2012 | Yazar : AWARWASS | Kategori : *Yerine Göre*

0

Tam bir yıl… Elini tutmadan, yüzüne bakmadan, gülüşünü görmeden geçirdiğim koskocaman bir yıl olmuş bugün…

Nice zamanlar geçti karşılaşıp gözlerimizi birbirimizden kaçırdığımız, tavla oynarken sesini duyup zarları ellerimden düşürdüğüm, yakınımda ne varsa ona tutunup ayakta dahi zor durduğum günlerim oldu ama geçmedi. Şimdi görsem seni yine aynı olurum sadece ismin telaffuz edildiğinde bile kalbim göğsümden çıkacakmış gibi attığına göre…

Pencerenden dışarıya kırmızı yansıyan o ışığının altında kaç gece sönene kadar beklediğimi, arada sırada pencerenin önünden geçen gölgeni gözlediğimi hiç bilmedin sen.

Ben taze fındığı aslında hiç sevmezdim biliyor musun? Sadece sen sevdiğin için yerdim:)

Aşk nedir diye sorduklarında halen SEN diyorum ben, nasıl sevmişsek birbirimizi…Hep yaşanmamışlıklardan diyorlar bende içimden gülüyorum onlara yaşanmamışlıklar başkalarıyla da oldu ben ilk defa seni sevmemiştim ki… ama sende takıldı kaldı kalbim ne başkasına bakıyor ne de baktığı yeri görüyor…

Kelimelerim cümlelerim bitti diyorum ama konu SEN olunca her zaman söylenecek sözler buluyorum bir şekilde…

Elveda diyebilmek isterdim sana aslında ama hiçbir zaman diyemeyeceğimi gün geçtikçe daha iyi biliyorum…

Tam bir yıl oldu bugün biliyor musun? Özlediğim gülüşünü görmeyeli…

 

Astsubayımmm.. Uyursan ölürsünnn!!

Yayınlanan : 08-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

Etiketler:,

0

Toplumun değer yargıları, beni sadece yargılar vaziyetteydi..

Oysa ben umursamıyordum, hiçbirini.. Kendi cadı kazanlarında, hiç sevemedikleri hayatları muhafaza etme zekasına sahipti çoğu.. Karanlık odalarda yaptıkları, içler acısı benliklerinin dışa yansımasıydı.. Ve bu bile iğrenmemi gerektiriyordu.. Değişime ve gelişime inatla karşı olanlar ve karşı devrimciler.. Tiksindiriyordunuz beni.. Anlamadığım birşey varsa şu zırvalayanlara karşı devrimci denmesiydi.. Bunlar atın ayaklarındaki nal bile olamazlar..

Oysa toplum ağır ağır atıyordu üzerinden kiri.. Ağır ağır sıkıyordu yumruğunu ve aslında çok daha hızlı gerçekleşmeliydi bu durum.. Ama hiç yoktan iyidir.. Ben böyle düşünüyorum.. Sivrilikleri kullanan partiler, güçler bilmiyorlar ki; o sivriliğin bir yerlerine batma ihtimali yüksektir.. Ve batacak.. Güç dengeleri oynak bir zemindedir.. Ve ne zaman tamamdır dediğinde zeminde al aşağı olursun..

Son günlerde ezilmişliğin doruk noktası, Assubayları izliyorum.. Çoklar.. Öyle bir güç imparatorluğu kurmuş ki sistem.. Birilerinin suyunu sıkmak ve silkelemek ne kadar basit ve acınası.. Bugün özlük ve diğer tüm haklarını arayan assubaylar gerçekten ne kadar da övgüyü hakederse azdır.. Türkiye’nin dört yanında, gecesini gündüzüne takarak bu ülkenin varoluş mücadelesinde eşsiz emekleri bulunan bu insanlar, artık insanca muamele görmek istemekteler ve bence geç kalmış bir istek.. Ancak bu isteği canı gönülden desteklemekteyim..

Bir asker çocuğu, bir astsubay çocuğu olarak ne kadar gururlandığımı ifade edecek hiçbir kelime bulamıyorum.. Ama bunca emeğigeçmiş, bunca zorluğu yaşamış babam ve bizler, adeta orduya kırgın ve küskün ayrıldık.. Oysa babam, çocukluğumda gittiği görevlerde, katıldığı operasyonlarda, yaşadığı sıkıntılarda sırf bu toprağın ve bu teşkilatın güçlü ve dimdik olması için çabaldı.. Kardeşim daha kırk günlük iken gittiği 6 aylık görevde, bizlerin ne sıkıntılar çektiğini kimler bilebilir?

Askeri okulların sıkıntı ve süreçleri de ayrıca incelenmeli ve sorgulanmalıdır.. Bugün, keyfe keder subaylık askeri okulların tam içindedir.. Bölük komutanlarının verdikleri cezalar, astsubay öğrencilerin kültürel olarak gelişmesinin adeta önlenmesi, psikolojik subay baskıları, yalaka ve ispiyoncu (kuş) öğrencilerin el üstünde tutulması ve birlik beraberlik içinde olan askeri öğrenci guruplarının dağıtılarak birlik beraberlikten uzak, çıkarcı, satıcı ve  yalaka personellerin yetiştirilmesi, devrecilik kızıştırması yaparak üst ve alt devrelerin birbirlerine sevgi ve saygıdan uzak, kindar olarak kıtalara gönderilmesi de çok önemli ve ciddi şekilde araştırılmalıdır..

Bugün sadece ve sadece, assubaylığın derdine tasalanan tüm assubay arkadaşların; bence uzman çavuşlarla birlikte bu vatanın evlatları olarak yürümesi gerektiğini düşünmekteyim.. Zira bugün subayların yaptığından dem vuran kesmin bir çoğu da uzman çavuşlara aynı muameleyi yapmaktan kaçınmıyorlar.. Bunu bir de bu açıdan düşünerek bakın, bence daha olumlu ve sağlam adımlar atılmış olunacaktır..

Aklıma gelmişken; düşenin dostu yoktur derlerdi inanmazdım.. Bugün Astsubay milliyetçiliği yapanlar günün güçlerini ardına alarak silah arkadaşlarını vurmaya kalkıyorlar.. Bu tehlikeli ve hazin öykülerin teması gibidir.. Kindar değil yapıcı olunmalı ve haklar sonuna kadar alınmalı.. Demokrasi ve özgürlük bunu gerektirir..

Bu ülkeye ne geldiyse, Ulu Önder Mustafa Kemal’in makamı ve rütbelerini işgal edenlerden geldi.. Unutulmamalıdır ki, bunca güce, paraya, pula karşı bu ülkenin şerefli insanları vardır.. Ve hiçbir güç bu insanları satın alamaz, susturamaz ve durdurmaz.. Bugün Assubayların sıktığı yumruk bir kıvılcım, bir devrim türküsüdür..

KorsanKalem

6 Mayıs..

Yayınlanan : 06-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

Etiketler:, , ,

1

Biz her 6 Mayıs şafağında, ölürüz..
Biz her günün  şafağında, yeniden doğar, diriliriz..
 

Deniz.. Özgürlüğün yegane simgesi olmuştur.. İçimizde her daim bir kıpırtı, bir huzur bulmuştur, Denizin varlığı.. Kordonda, boğazda, adalarda hep bu özgürlüğü hissederiz aslında.. Hep bu Sizsizliği..

Deniz, Hüseyin ve Yusuf.. Dağ gibi karayağız delikanlılardınız; Uğur Mumcu’nun deyimiyle.. Yiğit çakı gibi yürekli ve şerefliydiniz! Paranın giremediği dostluklar edindiniz.. Sömürüden, insan ayrımından, kapitalizmin kanlı ellerinden hiç medet ummadınız!

Bugün İsral’in katliamlarına karşı duranlar, Sizleri de terörist ilan eder oldu.. Oysa siz oralarda sömürüye karşı mazlumun yanında cephede mücadele ettiniz.. Gencecik yaşta, atıldınız kanlı oyunların delikanlı kavgalarına.. Bugün bunca hüzün ve özlem varsa Size, Sizin gibilerin artık bu memlekette sayısının azlığındandır bilesiniz..

Bu ülkeyi yönetenler biraz sizin yürekliliğinize sahip olabilselerdi eğer, bugün sömürünün ve usa uşaklarının kol gezdiği bir memleket olmazdık evet.. Evet bugünlerde geçilir.. Bugünler de devrilir elbet.. Birgün uçurtmaların özgürce uçtuğu ve özgürce aşık olunabilen; çıkarsız, talansız, yalansız günler de gelir..

Bunca satılmışlığa inat sizler bu ülkenin yüz akı, yenilmez gençliğini simgeleyceksiniz.. Devrimci gençliği.. Bu ülkenin topraklarından usa uşaklarını nasıl denize döktüyseniz, birgün aynısını bu gençlik de yapacaktır.. Buna inancım tam.. Ama zamanı var.. Henüz uyanamadılar uykularından.. Ama birgün karanlık bir ülkeye uyandıklarını anlayacaklar.. Umarım uyanmaları geç olmaz..

Ömürlerinizi bu ülkenin tam bağımsızlığına armağan ederken, yaptığınız Ata’ya Saygı Yürüyüşlerini, 6. filo eylemlerini ve Filistin desteklerinizi hiç mi hiç unutmayacak ve daima saygıyla anacağım.. Kendini bilmezlerse dönemin şartlarını bilmeden her zaman ki gibi saldıracaklar sizlere.. Biliyorsunuz ki, Sizin yüreğinizdeki ateşin bir zerresi bile yok onlarda.. Hatta yürekleri yok.. Şimdi sadece güçlüler o kadar.. Gün olur devran döner elbet.. Ve döndüğünde eminim kaçacakları yerler bellidir..

Sizleri saygıyla anıyorum, güzel günlere…

“En uzun koşuysa elbet
 Türkiye’de de Devrim  
 O, onun en güzel yüz metresini koştu  
 En sekmez luverin namlusundan fırlayarak …  
 En hızlısıydı hepimizin,  
 En önce göğüsledi ipi…  
 Acıyorsam sana anam avradım olsun  
 Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun…     
                                                 Can YÜCEL”
 
KorsanKalem

Benim yazabildiklerim.. (Aslında hiçbir önemi yok!)

Yayınlanan : 04-05-2012 | Yazar : KorsanKalem | Kategori : *KorsanKelam*

0

Aptallık bu, bu delilik, bu ölüm..

Güzel sözler söylemeyi amaç etmedim hiç.. Hiç iyi bir adam olmak niyetinde değildim.. Önümüzdeki bunca örneği görmüş olmama rağmen bile bile beyaz olamazdım.. Uslu çocukluk bana göre değildi.. Yumruğun hep sağlamını yemeyi düşlerdim hep.. Gözüme sağlam vurmuştu bir çocuk adı; Hasan yada Ferit olacak.. Hakkını vererek vurmuştu gözüme.. Acıyı parmak uçlarıma kadar hissetmiştim..

Zeynel vardı.. Mardinli Zeynel.. İlkokul birde.. Mardin Atatürk İlkokulu’nda.. Az mı yedim dayağını.. Ama acıyı duyumsadıkça kötüleştim.. Kötüleştikçe iyileştim.. Ben iyi biri değilim..

Koysanız deniz kenarında bir barakaya.. Verseniz hergün şarabımı.. Tüm hayatımı orada sefa ederim.. Ben kötü bir çocuğum evet.. Önemsemedim paranızı.. Para da bile küçükleri hor gören bir kibriniz vardı.. Öyle ya bozuk para… Kendince yarattığınız o güzel sistemlerin hak arayanı, işvereni, yakışıklısı, tatlısı, kaymaklısını yaratmışsınız.. Bir gurubu dışlamışsınız.. Oyunun dışına itmişsiniz.. Adilsiniz! Kendine adiliyet..

Bunca keşmekeşlikte, haktan hukuktan bahsederler ya.. Gülerim.. Yok öyle bişey! Olmayacakta.. Olacak birşey değil! Bencilsiniz! İğrençsiniz.. Bu dünyayı daha yaşanmaz kılmak için elinizden geleni ardınıza koymayacaksınız.. Ve ben kumsalda şarabımı yudumlarken yıldızlar gösteri yapacak, yalnız ve yalnız bana.. En uzun yıldız kaymalarını ben göreceğim.. Mis gibi deniz kokacak ciğerim.. Ve huzurla uyuyacağım..

Siz savaşın, siz öldürün, siz makam peşinde koşun, siz gözlerden yaş silinmemesi için çabalayın durun.. Ödeyemediğiniz faturalar derdiniz olsun, vakti gelen taksitlere stres yapın ve yeni çıkan bilmem kaç ekran aptal kutusu rüyalarınıza girecek falan filan.. Ha birde aile var.. Topluma örnek bir aile olmalısınız.. Baba olacak adam türlü türlü ilişkilerin nihayetinde “iyi aile KIZI” arayacak ve bulacak.. Namus denilen şey ne ulu ve taraflı diye düşünmüyor değilim… Tabi birkaç sene sonra kırdığı cevizler “erkek adam yapmış bir hata” olarak nitelendirilecek toplum tarafından.. Kadınların bu konuda çoğu kez söz hakkı olmayacak.. Çocukların babasız büyüme olasılığı ne kadar da kötü bir seçenek.. Ve toplumun “dul” fantazilerini düşünmek bile evliliğe sarılmak için olmazsa olmaz bir duruma sürükler işi.. Çocuklar büyütülecek ve topluma, devlete, millete hayırlı uğurlu bir evlat olarak sunulacak.. Kendileri için bişey istemeyecekler yani.. Sakınn..

Çocuklar babalarının aynı hayatını yaşayacaklar ise neden o hayat yaşanır ki? Hep bir yırtma umuduyla yaşıyorsunuz işte.. Hep şu olursa bu, bu olursa o .. Hep başkalarının hayatını yaşayıp duruyorsunuz ve bunu eşsizmişçesine yapıyorsunuz.. Hadi oradan.. Ağzımı bozdurtmayın.. Sizin işaretlemeniz gereken cevap yuvarlaklarınız ve hesaplamanız gereken gelir gider tablolarınız varken, bir şiir yazamazsınız..

Güzel şarkılar yapan güzel insanlar var.. Onlar biraz farklı ama çoğu fiyaka peşinde koştuğu için yaptığı şarkının bir anlam ifade etmediğini düşünüyorum.. ASlında sanat çoğu kez benim için olmalı.. Bir güneşin doğuşunun kızıllığında, kumsalda olabiliyorsanız eğer; hayatın tam orta yerinde huzur dolu ölebilirsiniz bu bir temenni ve bir hayaldir, sıkı tutunun..

Zaman pek tabi geçiyor.. Hayata doyamayanlar doyamadıklarını yaşlandıklarında anlıyorlar.. Bu çok fena bir yaşanmışlık olsa gerek.. Yaşlanınca bana böyle birşey olsa, direk ölürüm.. Bu ölmekten beter çünkü.. Düşünsenize, ulan 72 yaşına geldik ama bir kere bisiklet sürmedik.. Bir kere olsun dizimiz kanamadı diyen bir emmi, neyin kafasını yaşar o dakikadan sonra? Ölür bence direk ölür.. Yaşamamıştır ki aslında.. Et yığınıdır.. Ötesi aklıma bile gelmez..

Birde dini pak, yüzü ak, sıfatı bok adamlar var.. “Ağzıma bir kere alkol sürmedim.. Bana yeşil vadieleri getirin” diyen tüccar abiler bunlar.. Aynı tip gazetelere abone olurlar.. Cennetten hisse hesabı.. Kırmızı hakkında görüşleri aynıdır bu hırboların.. Maviye aynı bakarlar.. Bu kadar nettir yani bakışları.. Ne sistem ne felsefe karpuzunu kestiğimin.. Bunlar ağzına harbiden sürmezler o zıkkımı.. Ben de direk boğaza dayıyarak içiyorum.. Yani sürmem ben de ağzıma.. Velhasıl, bunlar alırlar donu 1 liraya, gider sana 5 liraya satarlar.. Budur yani felsefe hak hukuk falan filan.. Donlara bile farklı bakarlar haa! Kırmızı satmazlar.. Kimi siyah ve dantalli olanlardan da tahrik olduğunu belirtir.. Tahrikkar hareketler bunlar..

Şarap dedim de aklıma votka geldi.. Bu aralar içemiyorum, zor içiyorum yani.. Biri büyü mü ne yaptı.. Neyse midem kalka kalka yudumlarım, çekinmece gücenmece yok.. O çekinmece değildi hem, kırılmacaydı.. Kırılmayın kimseye, çünki kimse bulunmaz birşey değil.. Herkes birbirinin hayatını yaşıyor.. Herkes ölüyor, günaha giriyor, sevişiyor, seviyor.. Kafaya takmayın yani.. Birgün bir güneş doğar ve ölürüm.. Bu çok değerli bir şey değil.. Ama güneş doğarken ölmek koyar adama.. Yeni bir gün doğuyor ve sen yoksun lan! Bu mudur adaletin!

Çok yazdım.. Çok yoruldum.. Bugün bu yazı biterse, birgün herşey biter bunu yazın bir kenara.. Bu önemli.. 1800lerde yaşasadık keşke.. Bu kadar karmaşık olmadan önce.. Misal orhun abidelerine kazısaydım bu yazıyı, şimdi milyonlarca insan inceler bu ne la derdi bu neyin kafası? Atıma atlayıp gidemedikten sonra yemişim medeniyetinizi.. Sınırlamışsınız.. Çocuk gibisiniz.. Her daim dövüştünüz ve dövüşleriniz hep adice oldu.. Sezar bile sırtına yedi.. Bu kadardı tarihiniz.. Bunlar üzerine kurulan dostluklarınız da medeniyetiniz de sönecek bir alevdir sadece..

Yakıyor.. Gırtlaktan aşağıya doğru cayır cayır yakıyor.. Ve nihayetinde bir yerlerde durduğunu anlıyorsun.. Hissediyorsun.. Bu acının hiss,i bu sindirimin sistemselliği.. Ve uyuşurken beyinciğin, çoğu şey hoşuna gidiyor.. Çalan müzikteki sözler, hoş bir fısıltı, biranda yanan ışık ürperti ve dengeni kaybedip düşerken yere sanki koca bir boşluktasın..

Boşluk dedim de, ölenlerimi düşündüm şimdi.. Dedelerimi, anneannemi ve de babaannemi.. Keşke olsalardı.. Onların gözlerine uzun uzun bakıp; çocukluklarını düşlemek ne hoş olurdu.. Onlarda şen şakrak birer çocuktu ve kahrolası zaman birer anlam yüklemişti.. Şimdi yoktular ve özlüyordum.. ÖZlenir miyim böyle acaba?

Geçen bir gözlemde bulunmuştum sonra bir hikaye canlandı gözümde.. Bir kent düşünün, bir ülke.. Gözyüzü tamamıyla bulutlarla kaplı.. Ve hiç güneş görmemişler.. Birgün tüm o umutsuzluğu, o bulutu yırtıp atan bir güneş ışınını düşünün.. Umutla beklenen sevgili misali.. Herhalde ben orada yaşayan bir ayyaş olsam, o gün ölürdüm.. Bu günü de gördüm ya ölsem de gam yemem artık’ın bizzat örneği gibi..

Birileri hak arıyormuş.. Hak aranarak bulunan bişey midir? Geç o işleri.. Daha patron söz almadı.. Yardım kampanyaları ne görsel zenginlik taşıyor dikkat ettiniz mi? Medyatik tipler, duyarlı sanatçılar falan! aman aman kampanya yüzleri oluyor.. Açlıktan ölmeye yüz tutmuş toplumlara ellerinde poşetlerle giden sivri zekalılar neyin çalışmasını yürütmekteler acaba? Bugüne mi çalışıyorlar yoksa yarına mı? Neden sorusu yok ortalıkta.. Al poşedi, içindekileri ye ve mutlu öl! Bu duruma koca bir “siktirin gidin” diyen fakir biri çıktığında, dünyada yeniden yaşanılabilir inancına sahip olabilirim..

Ben sizden çok sıkıldım. Kandırıyorsunuz kendi kendinizi.. Boka bulanmışsınız ve batıyorsunuz.. Sidiğin içinde boğulma tehlikesi içindeyken, kanalizasyon bir medeniyet göstergesi diyorsunuz.. Sıradan bir götünü yiyim ayağı.. Emperyal köpekler!

Hadi sağlam bir küfür edin bana ve rahatlayın, sonra da hepsini unutun.. Dizi var dizi izleyin, gülün eğlenin bugün cuma yarın ertesi.. Öğleye kadar uyuma vakti.. Verdiğiniz uykuların geri dönüş günü.. Yarın hava bulutlu, sağanak yağışlı.. Bol şimşekli.. İyi günler.. İyi ölümler.. Ya da herneyse..

KorsanKalem